Metropolis Antik Kenti gün yüzüne çıkıyor

Kültür ve Turizm Bakanlığı, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü’nün izin ve katkılarının yanı sıra Sabancı Vakfı’nın desteklediği Metropolis Antik Kenti kazı çalışmaları, 29 yıldır tarihin sırlarını aydınlatmaya devam ediyor. Yurtiçi ve yurtdışındaki farklı üniversitelerden bilim insanlarının katıldığı uluslararası arkeoloji projesinin alan kazı çalışmalarında yeni dönem, Manisa Celal Bayar Üniversitesi Arkeoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Serdar Aybek başkanlığında başladı.

‘Ana Tanrıça Kenti’ Metropolis’te bu yıl kentin dokusu, yapıları, caddeler, sokaklar, şehir yaşamı ve kentte yaşayan farklı statü ve gelir gruplarından halkın yaşam alanları araştırılacak. Kentte yaşayanların temel gereksinimi olan su kaynakları, suyun biriktirilerek depolanması, özel konutlara dağıtılması üzerine çalışmalar yapılacak. Metropolis’in ilk kurulduğu yıllarda bölgede var olan mücadele ortamında kent ve yaşayanların huzuru için alınan önlemler de araştırılacak. Güvenlik amacıyla inşa edilen ve kenti çevreleyen sur duvarı, kapılar, kuleler belirlenecek.

Metropolis Antik Kenti kazılarına 16 yıldır destek veriyor olmaktan büyük mutluluk duyduklarını belirten Sabancı Vakfı Genel Müdürü Nevgül Bilsel Safkan, “Sabancı Vakfı olarak kültür-sanat alanında yürüttüğümüz çalışmalar içinde, 2003 yılından bu yana desteklediğimiz Metropolis kazılarının bizim için ayrı bir yeri ve önemi var. Ana Tanrıça Kenti Metropolis’in kazı çalışmalarına verdiğimiz destekle kültürel mirasımıza sahip çıkıyoruz. Tarihe ışık tutmanın, günümüz insanının geçmişin yaşamıyla buluşmasını sağlamanın, geleceğimize giden yolda da önemli bir rolü olduğuna inanıyoruz. Zenginliği ve derinliğiyle hayranlık uyandıran Metropolis’e desteğimizi bundan sonra da sürdüreceğiz” diye konuştu.

Kazı Başkanı Prof. Dr. Serdar Aybek de “Metropolis kazı çalışmalarımız kapsamında 2018 yılında kentteki dini yaşamı anlamaya yardımcı olacak buluntuların elde edilmesini; antik çağda Metropolis ve çevresindeki ticaret yollarının, savunma ve iletişim ağının ortaya çıkarılmasını ve kent çevresindeki mağaraların araştırılmasını hedeflemiştik. Kazı dönemi sonunda, 1995 yılında keşfedilen ve halen İzmir Arkeoloji Müzesi’nde sergilenen Grifonlu soylu koltuğunun orijinaline sadık bir replikasını, tam 23 yıl sonra antik kentteki tiyatroda kendi yerine yerleştirmenin heyecanını yaşamıştık. Bu yıl bir kez daha Metropolis Antik Kenti’nin yeni sırlarını gün ışığına çıkarmak için çalışmalarımıza hız veriyoruz. Bu yıl Metropolis’te gerçekleştireceğimiz çalışmalarla, 2000 yıl önce kentte halkın gündelik yaşantısına dair yeni detayları gün yüzüne çıkaracağız” dedi.

2000 Yıllık Büyük Roma Hamamı da ziyarete açılacak

2008 yılından bu yana kazısı sürdürülen Roma Hamamı-Palaestra Kompleksi’nin kazı çalışmalarının bu yıl tamamlanarak ziyarete açılması planlanıyor. Roma Hamamı, son yıllarda gerek zengin buluntularıyla gerek özgün mimari dokusuyla Metropolis Antik Kenti’nin en önemli yapılarının başında geliyor. Hamam-Palaestra yapısında son derece iyi korunmuş tuğla tonozlu galerilerin, mozaik döşeli portikoların ve mermer kaplamalı havuzların tamamının kolayca gezilebileceği bir gezi rotası oluşturarak ziyarete açılması planlanıyor.

Metropolis Hakkında

1990 yılından bu yana sürdürülen kazılarla gün yüzüne çıkarılmaya çalışılan Metropolis Antik Kenti, İzmir’in Torbalı ilçesine bağlı Yeniköy ve Özbey mahalleleri arasında yer alıyor. Metropolis’in tarihi, kentin yakınlarındaki Geç Neolitik Çağı ilk yerleşim izlerinden Klasik Çağ’a, Helenistik Çağ’dan Roma ve Bizans dönemlerine, Beylikler ve Osmanlı tarihine kadar uzanıyor.

Bugüne kadar yapılan kazılar sonunda Helenistik Döneme ait Tiyatro, Bouleuterion (Meclis Binası), Stoa (Sütunlu Galeri) ile Roma İmparatorluğu Dönemi’nde inşa edilen iki Hamam Yapısı, Hamam ve Palaestra (Spor Alanı) Kompleksi, Mozaikli Salon, Peristil Ev, Dükkânlar, Genel Tuvalet, Cadde ve Sokaklar gibi antik kent dokusunu oluşturan yapılar ve mekânlar bulundu. Ayrıca bu mekânların kazı çalışmaları sırasında seramik, sikke, cam, mimari parçalar, figürler, heykeller, kemik ve fildişi eserler ve birçok maden buluntudan oluşan 11 binin üzerinde tarihi eser gün yüzüne çıkartıldı. Kazılarda elde edilen eserler, İzmir Arkeoloji Müzesi, İzmir Tarih ve Sanat ile Selçuk Efes müzelerinde sergileniyor.